Özal'ın Zekası
Türkiye'de
gerçek bir halk ihtilel olmuş, tek partili rejim tarihe
karışmıştır. Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat
Köprülü tarafından 1946 yılında kurulan Demokrat Parti, halkın
büyük çoğunluğunun oyu ile iktidara gelmiştir. Artık söz
milletindir. Turgut Özal, aynı yıl üniversiteyi bitirir. Burslu
okuduğu için devlete zorunlu hizmet vermesi gerekir. O yıllarda
bir elektrik yüksek mühendisinin devlet kapısında iş
bulabileceği tek yer, Ankara'dır.
Önünde
büyük ufuklar açacak ve sonunda onu doruğa çıkaracak devlet
hizmetinin ilk durağı Elektrik İşleri Etüt İdaresi (EİEİ)'dir.
EİEİ o yıllarda Ankara'nın en gözde kurumlarından biridir.
Kurumun başında çok değerli bir teknokrat ve yönetici olan
İbrahim Deriner vardır.
Turgut Özal,
bu mütevazı binada çalışan genç mühendislerden biridir. Pratik
zekâsı ve işine bağlılığı ile hemen dikkat çeker. Artık ülkenin
ekonomik sorunlarıyla da ilgilenmeye başlamıştır.
Turgut
Özal'ın EİEİ’e girdiği 1950 yılında, Süleyman Demirel de aynı
kuruluşta çalışmaktadır. Özal'ın, yaşça büyük olduğu için "abi"
diye hitap ettiği Demirel de üniversite öğrenimini devlet
bursuyla tamamladığı için zorunlu hizmeti vardır ve bir süre
sonra Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'ne "Barajlar Dairesi
Başkanı" olarak geçecektir. Özal ise, 1965 yılına kadar EİEİ’
inde çalışır. Ayrıca, 1957'de DSİ Genel Müdürü olan Demirel'in
danışmanlığa getirdiği 1958–1959 yıllarında, zamanın hükümetince
kurulan Planlama Komisyonu'nun sekretaryasında yürütmeye başlar.
Her insanın
olduğu gibi Turgut Özal'ın hayatında da hatalar ve pişmanlıklar
yok mudur? Pişmanlık duyacağı ilk hatayı, Ayhan Hanım'la
evlenerek yapar. Bu evlilik umdukları gibi gitmez. Turgut Bey'le
Ayhan Hanım çok ayrı, çok farklı dünyaların insanlarıdır. Turgut
Bey ne kadar hareketli, şakacı ve konuşkansa, Ayhan Hanım da o
kadar sessiz, durgun ve asık yüzlüdür. Bu iki ayrı mizacın
uyuşmasına imkân yoktur.
Özal, 1952
yılında, elektrik enerjisi ve mühendislik ekonomisi konularında
eğitim görmek üzere Amerika'ya gönderilir. Yeni Dünya'ya hayran
kalır. Bir yıl sonra Türkiye'ye döner. Artık ekonomiye ve
ekonomik sorunlara ilgi duymaya başlamıştır.
İlk kez
gittiği Amerika ile ilgili izlenimlerini, bu ülkeden nasıl
etkilendiğini, 1993 yılında Cedit Grubu'nun Ankara'da
düzenlediği toplantıda şöyle anlatacaktır.
1952
senesinde Amerika'da elektrik mühendisiydim. Hava hatları gördüm.
İnanır mısınız, 1952 senesinde Türkiye'de bir tane şehirlerarası
enerji nakil hattı yoktu. Bütün şehirler izole... Birçok şehirde
de elektrik yoktu. Bugün 1950 Türkiye'sinin elektriğini ya iki,
ya üç günde üretiyoruz. Tabii, onları görünce müthiş bir eziklik
hissediyorsunuz. Bizden o kadar ileride bir toplum ki, her
şeyleri var. Televizyon çıkmış, bizde yok. 1952'de gittiğim
Amerika'da ilk defa televizyon gördüm. Ondan sonra da
üzülüyorsunuz, nasıl olacak da biz bu ileri topluma yetişeceğiz
diye..."
Özal, 1954
yılının mayıs ayında ikinci evliliğini Semra Hanım'la yapacaktır.
Turgut Bey'le Semra Hanım'ın 31 Mayıs 1953'te başlayan
evlilikleri, büyük bir aşk ve mutluluk içinde sürer. Hep
ellerledirler. Üç çocukları olur. Zeynep, Ahmet ve Efe...