Özal'ın Cesareti
Yetmiş
yıldır tabu gibi görülen ve kimsenin dokunmaya cesaret edemediği
"Türk Parasını Kıymetini Koruma Kanunu"nu bir gecede ve bir
çırpıda değiştiriverir. Döviz alım satımını serbest bırakır.
Bankalarda tasarruf sahiplerinin döviz hesabı açtırmalarına
imkân sağlar. Cebinde bir dolar bulundurana kaçakçı muamelesi
yapan akıl ve çağdışı yasayı çöp sepetine atar. Yurt dışına
çıkışlarda belli miktarda döviz alma mecburiyetini ve her türlü
sınırlamayı kaldırır, isteyen istediği zaman yurt dışına
çıkabilecek, yanına istediği kadar döviz alabilecektir. Bunlar
yürek isteyen, risk almayı gerektiren kararlardır.
O, ufkunun
genişliği yanında, o kadar pratik, o kadar yaratıcı insandır ki,
reform üstüne reform yaparak atağa kalkarken, en büyük engel
olarak karşısına çıkan kaynak sorununa hemen çözüm bulur. Bütçe
dışı "fon" gibi yeni gelir kaynakları yaratır.
Özal önem
taşıyan sektörler ile kalkınmada öncelikli bölgelerdeki
yatırımların teşvik edilmesini, buralarda Gelir Vergisi'nin
yüzde yüze kadar indirilmesini sağlar.
Piyasa
ekonomisine geçiş için, fiyat kontrollerini kaldırır.
Arz-talebin dengesini hâkim kılar. Türk Lirası'na gerçek
değerini kazandırabilmek için sabit döviz kurundan serbest döviz
kuruna geçer. Halkı tasarrufa teşvik etmek ve tasarrufları banka
sistemine çekmek amacıyla gerçek faiz politikalarını uygulamaya
koyar.
Ücretlilere
gıda, yakıt, eğitim, sağlık harcamalarını belgelendirmeleri
halinde vergi iadesi ödenmesini, yani "faturalı hayat"ı
gerçekleştirir. Amaç, hem vergi kayıplarını önlemek hem de
vatandaşa ek gelir imkânı sağlamaktır. Özal, vergi iadesinin
amaçlarını açıklarken, "Fatura Karşılığı Vergi ladesi Kanunu ile
esas amacımız, memleketimizde yeni bir hayat biçimini, herkesin
işlere ekonomik zihniyetle bakacağı bir hayat tarzını
başlatmaktır. Hedef fatura verenin de, alanın da memleket
ekonomisine şuurlu biçimde katılmasıdır. Fatura, vatandaşın önce
kendi bütçesine, kendi gelirine, giderine, sonra devlet
bütçesine sahip çıkmasıdır" der.
Faturalı
hayata ilk uygulamada ücretli ve emeklilerden başlanır. Daha
sonra uygulamanın kapsamı genişletilir. Vergi ödeyen bütün
mükellefler faturalı hayat kapsamına alınır. Böylece vergi
ödeyen her mükellef vergi iadesi almaya, fakat bunu yaparken
devlete kat kat fazlasıyla yeni vergi geliri sağlanmasına
katkıda bulunmaya başlar. Özal'ın ifadesiyle,
"Fert ve
devlet, akılcı bir yöntem etrafında bir kere daha buluşmuştur."
Özal'ın en
önemli düzenlemelerinden birisi de, "Toplu Konut ve Kamu
Ortaklığı Fonu"nun kurulması olacaktır. Bu fonu "savunma sanayi"
gibi çok önemli alanlardaki yatırımlarla ilgili kurulan fonlar
izler. Toplumun en önemli sorunu olan konut açığını kapatmak
amacıyla "Toplu Konut Yasası" çıkarılır. Tütün, içki, akaryakıt,
lüks ithalat, yurt dışına çıkışlarda yapılan kesinti, TEKEL'in
içki ve sigara ithalatından alınan paylarla "Toplu Konut Fonu"na
kaynak yaratılır.
Özal,
"Toplu Konut Fonu"nun amacını ve sonuçlarını şöyle açıklar:
"2982
sayılı kanunla 1988 yılı sonuna kadar toplu konut inşaatını her
türlü harç ve vergiden muaf tuttuk.
Arkasından
Toplu Konut Fonu'nu kurduk.
Bu fonun
kaynaklarının bütçe dışından sağlanması esaslarını getirdik.
Nasıl
yaptık bunu? Nasıl düşündük? Bir zamanlar kaçakçıya,
karaborsacıya giden paralar, lüks tüketim mallarından sağlanan
kaynaklar da fonun büyük bir kısmını meydana getirmiştir ve
halen getirmeye devam etmektedir.
Şimdi
düşünüyorum da, daha önceki kırk yılda çeşitli devlet kurumları
aracılığıyla yapılan toplam konut sayısını yıla böldüğümüzde ne
yazık ki yıl başına 6.000 konut düşmektedir. Bunu da hesaba
vurursanız 2,5 yılda 15.000 konut eder. Halbuki son 2,5 yılda bu
rakam 378.984'e çıkmıştır. 15.000 nerede, 378.984 nerede?"
Özal, en
büyük reformlardan birini de liberal kambiyo rejimi getirerek
yapar. Para ve kredi sisteminin yeni bir model anlayışı içinde
düzenlenmesine paralel olarak kambiyo rejiminin "yeni fakat
liberal bir disiplin" içinde değerlendirilmesi gerçekleştirilir.
1984
yılında yeniden düzenlenen kambiyo rejimiyle, döviz girişi
tümüyle serbest bırakılırken, bankalara döviz tevdiat hesabı
açtınlmasına imkân sağlanır.
Türk
kambiyo rejimi, tercih tartışmaları ortamında, en liberal Batı
ekonomilerinin kambiyo sistemiyle karşılaştırılabilecek bir
rahatlığa kavuşturulur.
Özal'ın
durmaya niyeti yoktur
Elli yıllık
gecikmişliği adeta birkaç yılda kapatmaya çalışmaktadır.
Devlet
İhale Yasası'nı yeniden düzenlerken, vergi yasalarını gözden
geçirir. Mahalli idarelerin güçlendirilmesi amacıyla genel
bütçedeki vergi gelirlerinden aktarılan yüzde 5'lik pay ikiye
katlanır.
Kamu
gelirlerini artırmak, ekonomide etkinliği sağlamak için vergi
yasalarında değişiklik yapılıp, sekiz kalem vergi yürürlükten
kaldırılırken; çağdaş vergilendirme açısından belli kolaylıklar
sağlayan, vergi denetiminin etkinliğini artıran ve genel bir
vergi olması nedeniyle kaynak tahsislerinde etkinliği bozmayan
Katma Değer Vergisi (KDV) uygulaması başlatılır.
Akaryakıt
Tüketim Vergisi ile bazı yatırımlar için yeni kaynak yaratılır.
Bu düzenlemeyle akaryakıt tüketimi üzerinden yüzde 6 oranında
pay, bir fon hesabında toplanarak, başta mahalli idareler olmak
üzere çeşitli alanlarda kullanılır.
Serbest
piyasa ekonomisinin oluşması için Serbest Ticaret Bölgeleri
kurulur. Ekonominin en büyük sorunu olan sermaye yetersizliğini
gidermek amacıyla yabancı sermayenin Türkiye'ye akışını
sağlayacak mevzuat değişiklikleri yapılır. Türkiye'ye yabancı
sermaye akışı sağlanır. Yabancı sermayenin teşvik edilmesi,
turizm yatırımlarına teşvikler sağlanması, Cumhuriyet
tarihimizin en büyük sorunu olan döviz darboğazını ortadan
kaldırır.
Halka vaat
ettiklerinin hepsini bir bir yapmaya başlayan, kendi deyimiyle "transformasyon"u
gerçekleştirerek sözünü tutan Turgut Özal, fırtına gibi kararlar
alırken, Türk insanının düşünce yapısındaki değişim de hızla
kendini hissettirmeye başlar. Özal'ın aldığı her ekonomik karar,
toplumda derin sarsıntılar yaparken, Türk insanının ufku
açılacak, Anadolu'nun her yanından cesaretli girişimciler
fışkıracaktır. O günlere kadar ticareti bilmeyen, yurtdışına mal
satmayı aklına bile getirmeyen, parasını yastık altında saklayan,
kalitesiz malla yetinmek zorunda kalan insanlar adeta derin bir
uykudan uyanırlar. Herkes parasının hesabını yapmaya, yatırıma
yönelmeye başlar. Türk halkı birden o güne kadar aklına gelmeyen
kavramların içinde buluverir kendini. Banka, faiz, enflasyon,
döviz, kâr, zarar, uluslararası boyut sözcükleri önem kazanır.
Kısacası Özal'la birlikte Türk halkı hem kendisi hem de ülkesi
için daha boyutlu, daha cesur, daha atak davranmaya başlar.
SÜRE
GELEN MONOTONLUĞU KIRMAK İÇİN CESUR OLMAK GEREKİR