Ekonomi

Ekonomi, 1979 yılında artık. Durma noktasına gelmiştir. Yokluklar, kıtlıklar ve kuyruklar başlamış, çift fiyat almış yürümüştür. Mazot bulunamadığı için çiftçi traktörünü çalıştıramaz. Fuel-Oil ve kömür yokluğundan kış mevsiminde sobalar ve kaloriferler yanmaz. Benzin istasyonları önünde uzun araba kuyrukları oluşur. Nebati yağ, ampul, tüp gaz, sigara ve daha birçok temel ürün yoklara karışmıştır. Dış ödemeler tamamen çıkmaza girmiştir. Hatta dış temsilciliklerde çalışanlara maaşları bile gönderilemez. Herkes mala ve gayrimenkule hücum etmektedir. Merkez Bankası devreden çıkmış, döviz borsasına Tahtakale hâkim olmuştur.

Piyasadaki yoklukların, çift fiyatların, döviz darboğazının ve yüzde 100'lük enflasyonun yaşandığı, dış kredi için kapı kapı dolaşıldığı, ekonominin ve halkın dayanma gücünün bitmekte olduğu 1979 sonlarında, Cumhuriyet senatosu kısmi yenileme ve milletvekili ara seçimi yapılır. İktidardaki CHP, 14 Ekim 1979 seçiminden yenilgiyle çıkınca, Bülent Ecevit Başbakanlıktan istifa etmek zorunda kalır. AP azınlık hükümeti kurulur.

Başbakan Süleyman Demirel, ülkeyi içine düştüğü ekonomik darboğazdan çıkarmanın çarelerini arar. Başarılı olabilmesi için, iş bilen, becerikli ve yetenekli insanlara ihtiyacı vardır.

1971 yılından beri devlet hizmetinden uzak olan Turgut Özal, ülkenin içinde bulunduğu o güç koşullarda birden bire sahneye çıkacaktır.

İstanbul'dan hemen Ankara'ya gider. Bu gidişin kendisini nereye kadar götüreceğini elbette bilemez. Başbakanlık Müsteşarlığından Başbakan Yardımcılığına, oradan Başbakanlığa ve nihayet Cumhurbaşkanlığına uzanan yolun bu gidişle başlayacağım o günlerde tahmin etmesine imkân yoktur.

Özal'a göre, durum çok kritiktir ve ciddi önlemler alınmalıdır. Demirel de ayın görüştedir ancak, öncelikle yoklukların ortadan kaldırılmasına bir çare bulunmasından yanadır. Özal'a birlikte çalışmayı ve Merkez Bankası Başkanlığı'na önerir. Özal ise, ekonomik konularla ilgili bürokrasinin 1970 operasyonunda olduğu gibi bir tek kişinin kumandasında toplanmasını; Maliye, Ticaret Bakanlığı, Planlama ve Merkez Bankası'nın mümkün olduğu kadar tek elden yönlendirilmesi gerektiğini anlatır.

Turgut Özal, "Ekonomiyi düzenleme tedbirleri" başlığı altında, çözümü gereken meseleleri Başbakan'a şöyle özetlemektedir :

  • Enflasyonun azaltılması,

  • Döviz gelirlerinin artırılması,

  • Mevcut tesislerin tam kapasitede çalışır hale getirilmesi,

  • Süratle ihracata yönelme,

  • Karaborsanın ve yoklukların giderilmesi,

  • Yatırımların, istihdamı artıracak tarzda yeniden hızlandırılması,

  • Gelir dağılımı düzeltilerek, kaybolmakta olan orta gelir grubunun genişletilmesi.

Özal, raporunda, "Bu mesellerin kötüleşen dünya ve özellikle Ortadoğu şartlarında çözülebilmesi için aşağıdaki ana prensiplere göre hareket edilmesi" gerektiğini vurgular :

  • Ülkenin ekonomik idaresinde koordinasyonun ve karar bütünlüğünün sağlanması.

  • Ekonomik idarede genel mahiyette makro tedbirlere çok ağırlık verilmesi, detaydaki müdahalelerden kaçınılarak ekonominin doğal kanunları içinde gelişmesine imkân verilmesi.

  • Karaborsanın önlenmesi için esas itibariyle çift fiyat sisteminin kaldırılması.

  • Devlet teşebbüslerinin verimli çalışmalarının sağlanması yanında, bunların zararlarının ve devletçe yapılan sübvansiyonların kaldırılması veya asgariye indirilmesi. Şurası unutulmamalıdır ki, yapılan her zarar veya sübvansiyon, ekonomi tarafından ödenmektedir.

Dış ticaretin dengeli bir şekilde götürülmesi ve döviz gelirlerinin genişletilmesi için en önemli nokta olarak gerçekçi kur politikasının uygulanması. Değeri gerçek değerinden daha yüksek bir kur politikası izlenmesi ithalatı cazipleştirecek, ihracatı ve diğer döviz girişlerini cezalandıracaktır.

  • İhracatın hızla geliştirilmesi için özel tedbirler uygulanması,

  • Kalkınmada fertlerin teşebbüs gücünden azami şekilde yararlanılması,

  • Çalışma sürelerinin artırılması.

  • Moneter tedbirlerin enflasyonu düşürmenin en önemli vasıtalarından biri olduğunu kabul ederek, bunun dikkatle uygulanması.

  • Düşen yatırım temposunun kısa veya orta vadede hızlanamayacağı gerçeğinden hareketle, meydana gelen açığın kapatılmasında yabancı sermayenin önemli bir vasıta olarak kullanılması.

  • İhracatın geliştirilmesi için yurtiçi talep baskısının azaltılması şarttır. Bunun için moneter tedbirler yanında ücret artışlarının 5-6 yıl boyunca enflasyona paralel ve onu yavaşlatacak bir tarzda eşel mobil sistemine bağlanması.

  • Vergi sistemindeki çarpıklıkların düzeltilerek vergi yüklerinin daha adil bir tarzda dağıtılması, bu suretle vergi gelirlerinin artırılması.

Turgut Özal, Demirel'e verdiği raporda, yukarıdaki ana ilkelerin ışığında ekonominin içine düştüğü fasit dairenin kırılabilmesi için şu üç ana tedbirin büyük önem taşıdığını belirtir :

"-Bunlardan birincisi, Türk parası değerini bir şok yapacak tarzda karaborsanın oldukça üstüne çıkarmak, böylece ilk hamlede işçi ve diğer görünmeyen kalem gelirlerini artırmaktır. ilk ay için dışarıdan alınacak 500 milyon dolar veya daha yukarıda bir destekle, süratle petrol ithalatını ve stok seviyesini yükseltmek fevkalade önemlidir. Bu yapılınca, sanayi tesislerinin akaryakıt darboğazından meydana gelen duruşları önlenecektir. Fuel-Oil ile çalışan santraller tam kapasite ile devreye girecek, elektrik kısıtlamaları asgari hadde inerek önemli bir darboğaz genişleyecektir

-İkinci önemli tedbir ise süratle transferler sağlayarak karaborsaya giden dövizleri normal kanallara sevk etmek, böylece döviz gelirlerini süratle artırmaktır.

-Bunlara ilaveten üçüncü önemli bir tedbir, piyasada para darlığı yaratılarak Türk Parası'na olan talebin artırılmasıdır. Bu yapıldığı zaman gerek yurt içinde, gerek yurt dışında tutulan dövizlerin Türk Parası'na çevrilmek üzere gelişi hızlanacaktır

Para darlığı yaratmanın üç yolu vardır:

-Sübvansiyonların ve zararların kaldırılması suretiyle piyasadan para çekilmesi.

-Yüksek kur politikasıyla ithalat için yaratılacak teminat ve karşılıklar ile kur farkları piyasadan büyük miktarda para çekilmesine sebep olacaktır.

-KİT ve Genel bütçe harcamalarına çok dikkat edilerek zaruri olmayan işlerden sarfı nazar edilmesi ve azami tasarrufa riayet edilmesi, Merkez Bankası kaynaklarının zorlanmasını önleyecektir.

Para darlığı meydana getirildiği zaman, fiyatların serbest bırakılmasından korkulmamalıdır. Sanayici, tüccar büyük çapta malını içte satmakta zorluk çekeceği için büyük şikâyetlerle Ankara'ya gelecektir. Operasyonun başarılı olması için iki-üç ay bu feryatlara kulak tıkamak lazımdır. iki-üç ay içinde KİT'lerin zamları Merkez Bankası kamu finansmanını aşağıya çekecek, açılan boşluk, zaman içerisinde dikkatli bir tarzda piyasa ihtiyacına yöneltilecektir. Bu şekilde hareketle ihracata yönelme zorlanacak ve iç fiyatların artışı yavaşlayacaktır. "

Demirel kararını verir. Ekonominin dümenini Özal'a teslim edecektir. "Bu işi ancak Turgut'la birlikte götürebiliriz" düşüncesiyle ertesi gün Özal'ı çağırır. Ona, "Yeni görevin hayırlı uğurlu olsun. Allah yardımcımız olsun kardeşim. İşimiz çok, hemen başlamamız lazım" der.

İlk iş olarak DPT uzmanlarını bir odada toplayan Özal, onlara "Hislerinizle değil, aklınızla davranın "diyerek, işe koyulur.

Başbakanlık Müsteşarı ve DPT Müsteşar Vekili Turgut Özal, Demirel'e de sürekli danışarak, bir yandan ekonomik istikrar programı hazırlamakta, bir yandan da IMF, OECD ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlarla yoğun temaslar yaparak kredi bulmaya çalışmaktadır. O tarihte Türkiye'nin sadece petrol faturasının ayda 250 milyon dolar tuttuğu, buna karşılık Merkez Bankası'ndaki döviz miktarının hiçbir zaman 50 milyon doları geçmediği düşünülürse, Özal'ın işinin ne kadar güç olduğu daha iyi anlaşılır. Türkiye dış borç taksitlerini ödeyememekte, hiçbir döviz transferi yapamamakta ve dış kredi de bulamamaktadır. Devlet tam anlamıyla iflasın eşiğine gelmiştir.

Özal, ekonomik istikrar tedbirleri paketini hazırlarken ve uluslararası kuruluşlarla temaslarını sürdürürken, birlikte çalışacağı kadroyu da oluşturmaya başlar. İlk günlerde yanında sadece Kaya Erdem'le Tevfik Altın ok vardır.

Kaya Erdem Hazine Genel Sekreteri, Tevfik Altın ok Hazine Genel Müdürü’dür.
Hasan Celal Güzel, Başbakanlık Müsteşar Yardımcılığına getirilir. Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Ekrem Pakdemirli'ye DPT Teşvik Uygulama Dairesi Başkanlığı verilir. Hüsnü Doğan Sapanca'dan, Vehbi Din çerler Gaziantep'ten Yıldırım Ak Türk İstanbul'dan Ankara'ya çağrılırlar.

Özal, 8 Ocak 1980 Salı günü, Genelkurmay Başkanlığı'nda komutanlara bir brifing verir. Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve kuvvet komutanlarının katıldıkları brifingde Özal, Türkiye'deki ekonomik gelişmelerin bir özetini yapar. Ekonominin içinde bulunduğu durumu ve alınması düşünülen tedbirleri anlatır. Peş peşe yöneltilen sorulan büyük bir vukufla cevaplandırır. Komutanlar Özal'ı ilgiyle dinlerler. Hasan Celal Güzel'e göre, "Komutanlar çok memnun kalmışlar, Özal'ı hayranlıkla dinlemişlerdir. "

Türk ekonomisinde yeni bir dönemi başlatacak an, nihayet gelip çatar. Açıklanacak istikrar tedbirlerinin başta siyasiler olmak üzere, işadamları ve kamuoyu tarafından tepkiyle karşılanacağı, şok etkisi yaratacak bu kararların uygulanmasında ciddi engellerle ve güçlüklerle karşılaşılacağı bilinmektedir.

Ama Türkiye'yi iflastan kurtarmanın, ekonomiyi içine girdiği darboğazdan çıkarmanın başka da yolu yoktur.
Bakanlar Kurulu, 24 Ocak 1980 Perşembe günü toplanır. İlk konuşmayı Başbakan Demirel yapar :

"Arkadaşlar, bugün Türk ekonomisini kurtarmak için çok önemli kararlar alacağız. Bu kararları, içinde bulunduğumuz durum sebebiyle almak zorundayız, Bu kararlar alındığı zaman, siyasi misyon olarak büyük zararlar görme ihtimalimiz vardır. Ancak, almadığımız takdirde memleket büyük zarar görecektir. Bu durumu sizler de bizim gibi içinde yaşıyorsunuz, nelerle boğuştuğumuzu çok iyi biliyorsunuz. Ekonomiyi çok kısa sürede istikrara kavuşturamadığımız takdirde misyonumuz bitecektir. Durum fevkalade kritiktir. Ve darlıkları, yoklukları, kuyrukları kaldıramazsak, Merkez Bankası'nı çalışır duruma getiremezsek bizim siyasi misyonumuz iflas eder. Bu tehlikeleri bertaraf etmek için bugün huzurunuza getirdiğimiz kararları burada almak zorundayız.

Bu kararlar açık söyleyeyim acıtıcı kararlardır. Bu ışı çok düşündük. Memlekete hizmetin politikadan daha önemli olduğu kanaatine vardık. Netice itibariyle bunlardan korkmamak gerekir. Bunları biz meydanlarda millete anlatırız. Turgut Bey, birazdan bütün bu kararları tek tek anlatacak. Arkadaşlar görüşlerini bildirebilirler. Her konuda ortaklaşa karar vereceğiz. Bunları Allah'ın izniyle bugün burada bitireceğiz.Şimdi Turgut Bey de durumu size kısaca anlatacak. "

Söz sırası Özal'dadır... Türk ekonomisinin durumunu ayrıntılı şekilde sergileyen Özal, bu kararlar alınmadığı taktirde ekonominin batacağını vurgular ve şunları söyler:

"Bu tedbirler alınmadığı taktirde ekonomik durumun süratle bugünkünden kötüye gideceği muhakkaktır. Nitekim son iki yılda alınan yarım tedbirler bile bu gidişi durduramamıştır. Enflasyon artışı 1979'un son aylarındaki temposu ile devam etse bile 1980 yılında muhakkak yüzde 120'yi aşacaktır. Enflasyon artışı ücretle çalışan büyük grubu dayanılmaz sıkıntılara sokacaktır. Karaborsa, kaçakçılık genişleyecek, haksız kazanç sağlayanlar artacaktır. Gelir dağılımı fevkalade bozulacak, aşırı kazanç sağlayarak lüks yaşayanlar yanında fakirlik yaygınlaşacaktır. Yatırımlar iyice azalacak, işsizlik dayanılmaz boyutlara varacaktır. Son yıllara gelinceye kadar memur, subay, işçi, esnaftan meydana gelip büyüyen orta gelir grubu ortadan kalkacaktır.

Bu suretle hızla gelişen ekonomik anarşi yurt içindeki anarşi ve terörü süratle artıracaktır. Neticede hiçbir güç devletin çöküşüne mani olamayacaktır. Üzerinde durulacak esas nokta, tedbir alınmadığı takdirde halkımızın büyük çoğunluğunun büyük sıkıntı içine düşeceği, buna karşılık nisbi olarak bir avuç karaborsacı ve kaçakçının büyük paralar kazanacağıdır. Bu manada tedbir almamak büyük halk çoğunluğunu hiç düşünmemekle bir olacaktır. Buna mukabil Türkiye bir karaborsacılar cenneti olacaktır.

Tedbirler alınınca hemen kısa zamanda her şeyin düzeleceğini söylemek yanlıştır. Tedbirler Türkiye'nin bozulan, laçkalaşan ekonomisinin tekrar düzgün çalışmaya başlaması için alınmaktadır. Bu bir bakıma bir nevi tamir ve inşa faaliyetidir veya dağılmış bir makineyi toparlamak şeklinde de düşünülebilir. Bu bir süre meselesidir. Bu süre ne kadardır sualinin şu anda cevabı mümkün değildir. Yalnız şunu söylemek mümkündür: Disiplinli, gayretli ve birlik içinde bir çalışma ile bu süre kısaltılabilir.

Hükümetçe alınacak tedbirlerin yakından takibi ve bunların parlamento' da alınacak diğer tedbirlerle tamamlanması halinde 3-4 ay sonra durumun iyiye doğru gittiği kanaati yaygınlaşmaya başlayacaktır. Takriben bir yıl sonra düze çıkışın belirtilerinin görüleceğini tahmin ediyorum. Döviz gelirlerinin artışı petrol ile ilgili olarak yabancı şirketlerle yapılacak anlaşmalar, yabancı sermaye yatırımları takriben 1,5 yıl sonra güven ve emniyeti eski seviyelerinin üzerine çıkaracaktır.

24 Ocak kararları ile ekonomik istikrarın yeniden sağlanmasının yanı sıra, temel ekonomik tercihlerde de büyük değişiklik yapılacak ve ekonominin yeniden yapılanmasına gidilecektir.

Enflasyonun düşürülmesi, dış ticaret dengesinin sağlanması, dış ticaret ve kamu açıklarının giderilmesi, devlet müdahaleleri azaltılarak fiyatların arz ve talebe göre oluşması 24 Ocak kararlarının temel hedefleri olarak öngörülür.

Ekonomik tedbirlerin getirdiği en büyük yenilik, ekonominin liberalleştirilmesi, fiyatların serbest bırakılmasıdır. Bunun ilk adımı" Fiyat Kontrol Komitesi"nin kaldırılması olur. Amaç, ikili fiyat nedeniyle ticaret sektöründe oluşan rantları bertaraf etmektir.

Birçok sanayi girdi mallarındaki fiyat tesbitinin piyasa kurallarına ve gerçekçi fiyat mekanizmasına göre yapılması için, ara mallarındaki sübvansiyon asgariye indirilir. Şeker, çay ve Sümerbank ürünleri gibi temel tüketim mallarında sübvansiyon tamamen kaldırılır. Bu uygulamanın ilk sonuçlarına göre, 1979 yılında 61 milyar liraya ulaşmış olan sübvansiyon, 1980'in ilk altı ayı sonunda sadece 16 milyar lira olarak gerçekleşecektir.

Yabancı sermayeye de yeni teşvikler getirilir. 6224 sayı1ı Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu'na göre, gelecek yabancı sermayenin esaslarını göstermek üzere çıkarılan kararnamede, yabancı sermayenin iştirak izinleri belirlenir. Yabancı sermayenin iştirak oranları da genişletilir.

Üretimin artırılması ve döviz darboğazının aşılabilmesi için, ihracatı teşvik edici ve ithalatı kolaylaştırıcı bir dizi tedbir alınır. İhracatta, lisansa tabi malların sayısı azaltılarak, tescil kaldırılır.

İhracatı desteklemek amacıyla" Destekleme ve istikrar Fonu" kurulur. Petrol ürünleri üretiminin yüzde 35'inin ihracatı serbest bırakılır.

İhracat belgesi olan ihracatçıların, kendilerinin veya sanayicilerin ihracatına taahhüt ettikleri malların yapımında kullanacakları hammadde ve yardımcı malların ithali, bundan böyle Gümrük Vergisi ve diğer vergilerden muaf tutulacaktır. Döviz gelirlerini artırmak için, yurt dışındaki işçilere en az üç yıl DÇM (Dövize Çevrilebilir Mevduat) hesabı açmaları ve bunları, mesken ve diğer yatırımlarda kullanabilme imkânı getirilir. Üretim artışının şartı olan gerekli girdilerin ithalatı kolaylaştırılarak, ithalatta dış ticaret serbestliği için çeşitli kararlar alınır.

Alınan istikrar tedbirlerinin en önemlilerinden biri de, daha önceki tasarrufları likit hale getirmek ve bankalara çekebilmek amacıyla faiz oranlarının serbestçe belirlenmesine imkan sağlayan" Faiz Kararnamesi" olur. 1 Temmuz 1980lde yürürlüğe giren kararname ile Türk bankacılık tarihinde yeni bir dönem başlatılır. Kararname ile birlikte bankalara kredi ve tasarruf faizlerini serbestçe belirleyebilme, ayrıca 6 ay ile 2 yıla kadar vadeli "Hamiline Yazılı Mevduat Sertifikası" çıkarabilme olanağı sağlanır.

24 Ocak tedbirleriyle sanayileşme stratejisinde de önemli değişiklikler yapılır. İç piyasaya dönük sanayileşme yerine, ihracata dönük sanayileşme stratejisine geçilecektir. Emek yoğun, yerli hammaddelere dayalı ve dünya pazarlarında rekabet gücü olan sanayi dallarına öncelik verilecektir. Bu yönde teşvikler sağlanır, tedbirler alınır. Çünkü 24 Ocak kararlarının temel amaçlarından biri, ortaya konan yapısal uyum ve ekonomik istikrar programı ile Türk ekonomisinin dünya ekonomisi ile entegrasyonu ve büyümenin, ihracatın öncülük ettiği bir sanayileşme politikasıyla gerçekleştirilmesidir.

Serbest piyasa mekanizması esas alınarak, sanayinin ihracata yöneltilmesi ve artan üretimin büyük bir kısmı ihraç edilerek, döviz ihtiyacının karşılanması, ana hedeftir.

Sanayi sektörü için yeni bir dönem başlamaktadır. Sıkı para politikası iç piyasadaki talebi düşürerek ihracatı zorunlu hale getirecektir. Türk şayicisi daha çok öz kaynak kullanımına yönlendirilecek, yeni pazar arayışları ve bu pazarlardaki tüketicinin zevkine göre üretim yapmak durumunda 'bırakılacaktır.

Türk ekonomisinde Cumhuriyet tarihinin en köklü yapısal değişimini gerçekleştirecek olan 24 Ocak kararları, o güne kadar alınmış en cesur ve radikal tedbirlerdir.

Ve bu tedbirlerin altında Turgut Özal'ın imzası vardır.

Yağ, tüp gaz, benzin, sigara bulamayan, kuyruklarda yokluk ve kıtlıkla bunalanlar, birkaç ay içinde her şeyin bollaştığını, kuyrukların ve karaborsanın ortadan kalktığını görünce, şaşırırlar.

Sanki sihirli bir değnekle her şey düzeltilmiştir.

Bu sihirli değneğin sahibinin, 21 Ocak kararlarının perde arkasındaki asıl mimarının Turgut Özal olduğu kısa sürede anlaşılır.

Turgut Özal, yüklendiği görev ve sorumlulukları yerine getirmek, başladığı işi bitirmek ve ülkesine hizmet edebilmek için hayatını hiçe sayan insandı. Özal, Başbakanlık Konutu'nda Devlet Bakanı Ekrem Ceyhun'la çalışırken aniden rahatsızlanır ve dinlenmek üzere evine gider. Ertesi sabah Hacettepe Hastanesi'ne kaldırılır ve hemen yoğun bakıma alınır. Ciddi bir kalp krizi geçirmektedir.

20 Haziran'da Paris'te yapılacak borç erteleme toplantısına gitmeye kararlıdır. Doktorlar, " Olmaz, sorumluluğu alamayız" derler. Doktorların uyarılarına kulak asmaz :
"Vatanımın bu işin hallolmasına ihtiyacı var. Böyle bir dönemde ben burada hasta yatağında yatamam. Gideceğim. Eğer ölürsem de vatan için ölürüm. " .

Kendi isteğiyle taburcu olduğuna dair belge imzalar ve 18 Haziran günü Paris'e hareket eder. Havaalanında gazetecilere demeç vermeyi de ihmal etmez. O demecinde şunları söyler:

"24 Ocak 1980 yeni ekonomik programının tatbikata konulmasından bu tarafa dokuzuncu defa olarak temaslarda bulunmak üzere yurt dışına çıkıyorum.

Son yıllarda tamamı ile ve süratle yıkıntıya, çöküntüye giden Türk ekonomisini güçlü bir şekilde düzenleme ve inşa faaliyetine 24 Ocak kararlarının esasını teşkil eden yeni ekonomik programla başlamış bulunuyoruz. Türk ekonomik tarihinde, özellikle 1978 ve 1979 yılları, hayat pahalılığının önüne geçilemeyecek derecede azgınlaştığı, yokluklar, kıtlıklar ve karaborsa devri olarak hatırlanacaktır. Bu yıllar, fakirin daha çok fakirleştiği, memlekette gelir dağılımının süratle bozularak cemiyetin ana direği olan orta sınıfın hızla yok olduğu bir devir olarak hatırlanacaktır. Bilerek veya bilmeyerek her türlü vurgunların bulunduğu ve bu vurgunlardan elde edilen milyarların yurt dışına kaçırıldığı bir devir olarak hatırlanacaktır.(enflasyon, karaborsa, yokluklar, aşırı haksız kazançlar

Laçkalaşan, rayından çıkan Türk ekonomisinin tekrar yerine oturtulması ve Türkiye'nin bir daha 1978 ve 1979 karanlığına düşmemesi için yurt içinde ve yurt dışında birbirini tamamlayan yeni ekonomik program çerçevesi içinde ciddi bir icraata girişilmiştir.

4,5 ay içerisinde, içerde yapılan işleri özetlersek

  • 1978 ve 1979' da görülen büyük petrol sıkıntısı tamamen ortadan kalkmıştır. Bu kalkan sıkıntının, dünya petrol fiyatlarının içinde bulunduğumuz yılda geçen yıla göre nerede ise iki katına yaklaştığı düşünülürse, elde edilen başarının küçümsenmesi mümkün olmaz.

  • Çift fiyatlar, karaborsa, .kuyruklar tamamıyla ortadan kalkmıştır. Bir iki basit mal haricinde hemen her konuda yokluklar kaldırılmıştır.

  • Yeni ekonomik programın ilk ana hedefi enflasyon hızını aşağıya çekmektir. Kim ne derse desin, hangi maksatlı yayın yapılırsa yapılsın, bu sahada Mart, Nisan ve Mayıs aylarında elde edilen neticeler fevkalade müspettir. 1979 yılı sonuna doğru aylık hızı yüzde 8'e yaklaşan, yani yıllık hızı, 1980'de hiçbir tedbir alınmadığı takdirde, yüzde 150 olacak enflasyon hızı, Mart, Nisan ve Mayıs rakamlarına göre yıllık temposu yüzde 30 civarına gelmektedir.

  • Birçok dayanıklı tüketim malı ve sanayi malının fiyatları, operasyon öncesi devredeki fiyatların altına düşmüştür. Türkiye'nin içinde bulunduğu durumdan çıkması ve tekrar güçlü Türkiye haline gelmesi asgari 3-4 sene büyük gayret ve fedakârlıkla çalışmamızı icap ettirmektedir.

Türkiye, mimarı Turgut Özal olan 24 Ocak kararları sayesinde ekonomik darboğazdan çıkmak üzeredir.

1980 yılı Mart ayından itibaren döviz gelirleri ve ihracat artmaya başlar. İhracatı teşvik önlemleri olumlu sonuç vermiş, işadamları ihracata yönelmişlerdir. Bunun sonucu olarak döviz gelirleri artar ve döviz durumu düzelir.

Fiyat artışları da önce hızlanır, sonra yavaşlama trendine girer. Yağ, tüp gaz, ampul, ilaç, röntgen filmi, sigara, akaryakıt gibi maddeleri bulmak sorun olmaktan çıkar. Her şey bollaşmış, kuyruklar kalkmıştır. Çift fiyatın, karaborsanın ve kaçakçılığın beli kırılmıştır.

Özal, bir daha yaşanmamasını dilediği geçmişteki sıkıntılı günleri değerlendirirken şunları söyler:

"1978 ve 1979 yılları, hayat pahalılığının önüne geçilemeyecek derecede azgınlaştığı bir dönem olarak hatırlanacaktır. "

1980 yılı Ağustos ayına kadar 1 milyar 400 milyon dolar dış kredi sağlanmış, ödenmesi gereken yaklaşık 3 milyar dolar dış borç ertelenmiş, yeni kredi anlaşmaları imzalanmıştır.

Ekonomide bu umut verici iyileşmeye karşılık, sosyal ve siyasal durumun parlak olduğu söylenemez. 1970'li yıllar boyunca süren ve giderek tırmanan terör olayları, 1979 yılı sonunda AP azınlık hükümetinin kurulmasından sonra da bütün hızıyla devam eder. İç barış ve güvenlik ciddi şekilde tehlikededir. Terör, tehlikeli boyutlara ulaşmış, ülke bir iç savaşın eşiğine gelmiştir.

Ülkedeki genel olumsuz hava, geleceğe yönelik umutların giderek sönmesi, halkın sabrının ve dayanma gücünün tükenmesi bir askeri müdahale ihtimalini gündeme getirmiştir. Hükümet, muhalefet, bürokratlar, basın ve toplumun tüm kesimleri tedirgin bir bekleyiş içindedirler.
 

ÖZAL HALKINI GİRİŞİMCİ OLMAK İÇİN CESARETLENDİRMİŞ VE ONLARI EKONOMİK REFORMLARI İLE DESTEKLEMİŞTİR. 

Özal Liderliği

Düşünce

    Cesaret
    Vizyon
    İnanç
    Azim
    Zeka

Destekler

Röportajlar

Medya Galeri

Yorum Sayfası

                           doors2007