Biyografi

Çok renkli Anadolu coğrafyasının çok renkli insanı...

Başarılı bir bürokrat... "Benim iki gömleğim var; biri bayramlık, diğeri idamlık" diyerek yola çıkan seçkin bir siyaset ve devlet adamı...

Çocukların ve gençlerin tonton amcası, sanatçıların ve sporcuların babası, milletin cesur lideri…

Pervasız girişimci, büyük reformcu...

Halktan, sivil, dindar, demokrat Cumhurbaşkanı...

O kadar derinliği olan, o kadar çok yönlü bir insanı böyle yüzeysel sıfatlarla tanımlamaya, anlatmaya imkân var mı?

Turgut Özal 'ı tam olarak anlatmak zordur.

O, Türk toplumunun yetiştirdiği Atatürk'ten sonraki tek uluslararası lider, bir dünya siyasetçisidir.

O, ekonomide, zihniyette, felsefede, siyasette ihtilal yapandır.

O, İslam kimliğiyle evrensel değerleri ilk kez uzlaştıran, Türk milletine, "iman, özgürlük ve bilimin ışığında kendi kapasitesini keşfetme imkânını" sağlayandır.

O, Türkiye'nin kaderini değiştirendir.

O, bizi tarihle barıştıran, tarihten alacağımız güçle21. Yüzyıldaki yerimizi gösterendir.

Biz onun sayesinde" çağdaş dünyalı" olduk.

Turgut Özal bizim neslin "masal" değil "gerçek" kahramanıydı. Biz onu gördük. Onu dinledik. Onunla konuştuk. Onun yaptıklarını yaşadık.

Ama onu tam olarak anlayabildik mi?

Hak etmediği şekilde yermek de yanlıştır Özal'ı, övmek de...

Doğru olan, gerçeği anlatmaktır. Sade, içten, sıcak, mütevazı ama mağrur, hoşgörülü ama inandığından dönmeyen, kararlı, yürekli Özal gerçeğini... Türkiye'nin kabuğunu çatlatan, tabuları kıran, büyük değişimi gerçekleştiren, geleceğin hedeflerini gösteren Özal gerçeğini anlatmaktır.

Özal, gelecek nesillerin kendisini daha iyi değerlendireceğine, hakkını teslim edeceğine inanıyor, "Beni daha sonra anlayacaklar" diyordu.

Turgut Özal, bir kuyruklu yıldız, bir rüzgâr gibi geldi; ışık saçarak, fırtınalar estirerek ve bize uygarlığın sihirli anahtarını bırakarak gitti.

En çok ihtiyacımız olduğu zamanda geldi.

Hepimizin ona şükran borcu var.

Hikâyemiz 1927 yılında Malatya'da başlar.

O yıllar zor yıllardır. Birinci Dünya Savaşı biteli dokuz, Ulusal Kurtuluş Savaşı zaferle noktalanalı beş, Cumhuriyet ilan edileli dört yıl olmuştur. Savaşların yıktığı ve yoksullaştırdığı Türkiye, kendi yağıyla kavrulmaya ve ayakları üzerinde durmaya çalışmaktadır.

Malatya da, Anadolu'nun göbeğinde, yoksulluktan kurtulma savaşı veren kentlerden biridir. O yıllar bir kasaba görünümünde olan Malatya, yine de çoğu Anadolu kentlerine oranla daha düzenlidir, daha bir gelişmiştir. Mesela, yeni Başkent olan Ankara'nın yanında neredeyse küçük Paris gibidir

Yoksul Anadolu'nun bu yoksul kentinde yaşayan Mehmet Sadık Bey'le eşi Hafize Hanım'ın tek katlı mütevazı evlerinde tatlı bir heyecan yaşanmaktadır

İlk çocukları dünyaya gelecektir

13 Ekim 1927'de ilk çocukları dünyaya gelir. Çocuk erkektir. Adını "Turgut" koyarlar

Eskiden devlet memurları için "nakil", bugüne oranla çok sık tekrarlanan olaydı. Orası senin, burası benim dolaşıp dururlardı.

Ziraat Bankası memuru Mehmet Sadık Bey'in ilk nakil yeri Bilecik'in Söğüt ilçesidir. Söğüt, Turgut Özal'ın çocukluk anılarında önemli bir yer tutar

Söğüt'e geldiklerinde dört yaşında olan Turgut'un kişilik yapısı, tam altı yıl kaldıkları bu şirin ilçede şekillenmeye başlar. Dördüncü sınıfa kadar ilkokulu burada okur. Memur babanın tayini Silifke'ye çıkınca, küçük Turgut'un Söğüt serüveni sona erer. Orada geçen günlerini, ilk çocukluk arkadaşlarını hiçbir zaman unutmayacaktır.

Silifke’de İlkokulu bitirip ortaokula başlayan küçük Turgut, renkli düşlerinin sonu olan talihsizlikle burada karşılaşır. Bu talihsizlik, Turgut'un kaderini de değiştirecektir. Çünkü eşekten düşüp kolu kırılmasa, belki askeri okula girecek ve istediği gibi iyi bir pilot olacak ama bir gün politikaya atılıp kitleleri coşkuyla dalgalandıramayacak, topluma o güne kadar duymadığı yepyeni şeyler söyleyemeyecek, önce Başbakan sonra Cumhurbaşkanı seçilemeyecek ve adını tarihe yazdıramayacaktır.

Pilot olma düşü sona eren Turgut Özal, babası Silifke'den Mardin'e atanınca, ortaokulu orada bitirir. Sıra lise öğrenimine gelmiştir. Fakat o yıllarda, birçok ilde olmadığı gibi Mardin'de de lise yoktur.

Aile, Turgut'u paralı yatılı olarak Konya Lisesi'ne gönderir. Lise birinci sınıfı orada okur. Ortaokulu bitiren kardeşi Korkut'la birlikte bu kez Kayseri Lisesi'ne gider. Dayısı Süleyman Bey de (Hafize Hanım'ın kardeşi, Hüsnü Doğan'ın babası) Kayseri'de oturmaktadır, iki kardeş, dayılarının evinde kalırlar.

Baba Mehmet Sadık Bey, Mardin'den Kayseri'ye tayinini ister. İsteği kabul edilecek ve aile tekrar bir araya gelecektir.

Turgut, Kayseri Lisesi'ndeki ilk aylarında biraz bocalayacaktır çok çalışır ve bütünlemeye kalmadan sınıf geçer. Ertesi yıl mezun olur. Artık lise diploması elindedir ve üniversite yolu gözükmüştür.

İstanbul'a 1945 yılında gelir. Düşlerini süsleyen, gelmeyi çok istediği halde o güne kadar bir türlü gelemediği bu güzel kent, onun aynı zamanda son durağı olacaktır.

Siyasal Bilgiler Fakültesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Yüksek Öğretmen Okulu sınavlarına girer. Üçünü de kazanır.

Bunlar arasında İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Fakültesi'ni tercih edecektir. Gözü mühendisliktedir ve mühendislik o yıllarda gözde mesleklerden biridir.

Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Mehmet Turgut ve Şevket Demirel de Teknik Üniversite'de öğrencidirler. Demirel ve Erbakan hem yaşça ve hem sınıfça Özal’dan büyüktürler. Özal daha çok Şevket Demirel'le arkadaştır ve onunla aynı sınıftadırlar.

Kahramanlar Ayakta Ölür

Tarih 17 Nisan 1993.

Günlerden Cumartesi.

Cumhurbaşkanı Turgut Özal, o gün saat 13.00'te, Cumhurbaşkanlığı Kupası Bayanlar Basketbol Maçı'na gidecekti.

Bunun için Çankaya Köşkü'nün kapısında üç koruma aracı hazır bekliyordu.

Özal, Köşk'teki kondisyon salonunda her sabah spor yapardı.

O sabah uyandığında çok yorgun görünüyordu. Yüklü bir programın oldukça yorduğu Orta Asya gezisinden yeni dönmüştü. Eşi Semra Özal, "Kalkma, bugün dinlen" dedi. Özal oralı olmadı. "iyiyim" diyerek yataktan fırladı.

Banyoya girdi. Traş oldu. Eşofmanını giyerek yürüyüş bandına çıktı. Saat 10.30'du. Doktoru Cengiz Aslan'ın tavsiye ettiği gibi 700 metre yürüdü.
Sonrasını Semra Özal şöyle anlatır:

 

"Yürüyüş bandından indi. Ayakkabılarını çıkardı. Üç adım attı, yere yığıldı. Koştum kucakladım. Nefes alamıyordu."Özal'ın yüzü mosmor olmuştu.

İlk müdahale yapılır ve hemen ambülânsa taşınır. Gülhane Askeri Tıp Akademisi'ne doğru yola çıkılır. Köşk'ün kapısında bekleyen üç koruma aracı, şimdi hastane yolunda Özal'a eşlik etmektedir.Doktor Hilmi Özkutlu acele etmektedir. GATA’ dan daha yakın olduğu için, güzergah değiştirilir ve saat 11. 00'da Hacettepe Hastanesi'ne ulaşılır. Cumhurbaşkanlığı'na ait 06 AS 136 plakalı siyah ambülânstan çıkarılan ve sedye ile Acil Servis'e taşınan Özal’a ilk müdahale yapılır. Semra Özal ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kemal Yamak da hastaneye gelirler.

Televizyon istasyonları, Cumhurbaşkanı Özal'ın aniden fenalaştığı ve Hacettepe Hastanesi Acil Servisi'ne kaldırıldığı haberini programlarını keserek ya da altyazı ile verdiler. Ankaralılar hastaneye doğru akın etmeye başlar.

Hastanede bulunan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü. Kaya Toperi, ilk resmi açıklamayı saat 13.00'de yaptı ve Özal’ın durumunun giderek ağırlaştığını söyledi. Bursa Milletvekili Mehmet Gedik, saat 14.15'de, Özal'ın hayatından ümit kesildiğini açıklar.


 

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kaya Toperi, saat 14.45'de ağlayarak şu resmi açıklamayı yapar:


 

"Cumhurbaşkanımız Turgut Özal, 17 Nisan 1993 Cumartesi günü saat 10.30 sıralarında ani bir kalp rahatsızlığı geçirmişlerdir. Hacettepe Üniversitesi Acil Servisi’nde kalp cerrahları, kardiyologlar, anestezioglar ve nörologlardan oluşan konsültasyon ekibi derhal gerekli girişimlerde bulunmuşlar ve sürekli kontrol altında tutmuşlardır. Yapılan bütün tıbbi girişimlere rağmen Sayın Cumhurbaşkanımızın durumu normale avdet etmemiş ve hayati fonksiyonlarında hiçbir gelişme olmamıştır. Sayın Cumhurbaşkanımızı maalesef saat 14.30'da kaybetmiş bulunuyoruz.

 

 Hepimizin başı sağ olsun."

Her şey bitmişti. Turgut Özal artık yoktu…

.Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ani vefatı, bütün dünyada da büyük şok yarattı. İngiliz Reuters, Amerikan AP, Fransız AFP, Alman DP A gibi dünyanın belli başlı ajansları tarafından "jlash" haber olarak duyumları Özal'ın ölümü, son gezisini yaptığı Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'nde derin üzüntü ile karşılanırken, başta Kuveyt, Mısır, Pakistan ve Cezayir olmak üzere birçok İslam ülkesinde yas ilan edildi

ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan ise şu açıklama yapılıyordu:

"Sayın Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ani ölümü, Washington' da büyük bir şok ve acıyla karışlanmıştır. Biz çok yakın bir arkadaşımızı ve büyük bir lideri kaybetmiş durumdayız. Sayın Özal’ın olmadığı bir dünya, hiçbir zaman eskisi gibi renkli ve güze olmayacaktır."

Özal'ın vefatı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde de derin üzüntü yarattı. Bayrak Radyo Televizyonu matem yayınına başlarken, ülkede bayraklar yarıya indirildi ve yas ilan edildi. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Başbakan Derviş Eroğlu başsağlığı mesajları yayınladılar.

 Brüksel'deki NATO merkezinde de 16 üye ülkenin bayrakları yarıya indirildi.

AT Komisyonu Başkanı Jacques Delors, "Özal'ın teknik ustalıkla birleşen önsezi ve cesareti Türkiye’ye ve Türk halkına bir hediyeydi" derken, Fransa Başbakanı Jac Chirac, Özal'ı şu övgü sözleriyle anıyordu :

"insani vasıflarını; kıvrak zekâsını, açık sözlülüğünü ve kararlılığını çok takdir ederdim. Bütün bunlar aynı zamanda onun devlet adamlığı vasfını oluşturuyor. Türkiye büyük bir değerini kaybetti."

İngiltere Başbakanı John Majör de, "Türkiye'nin kalkınmasında lider rolü oynayan Özal’ın yokluğu sadece İngiltere ve Avrupa için değil, bütün dünya için kayıptır" diyordu.

Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ani vefatı, dış basında da geniş yer tuttu. Dünyanın önde gelen yüksek tirajlı gazeteleri Özal'dan övgüyle söz ettiler:

Walt Street Journal (ABD) : Özal, bir ulusun konumunu sadece içte değil, uluslararası alanda değiştirme yeteneğine sahip ender liderlerden biriydi

New York Times (ABD) : Özal, Türkiye'nin modern tarihinde derin bir iz bıraktı.

Liberation (Fransa) : Türkiye'nin babası öldü. Journal du Dimanche (Fransa) : Türk Tonton'u öldü.

The Times (İngiltere) : Türkiye'yi sosyal ve politik alanda büyük atılımlara yönlendiren Atatürk'ten sonra gelen en etkili politikacıydı.
Die Welt (Almanya) : Türkiye'yi Özal güçlendirdi. Devrim niteliğinde reformlar yaptı

Diyeceklerdir.

Ulu Önder Atatürk’ten sonra görevi başında vefat eden, ikinci Cumhurbaşkanı olan Merhum Turgut Özal’ın cenazesine ülkenin dört bir yanından yüz binlerce kişi akın eder. Cumhurbaşkanı seçildiğinin ertesi günü sevinç gözyaşlarıyla kendisini Kocatepe Camii’nde karşılayan halk, bu kez onu ayrılık gözyaşlarıyla aynı yerden uğurlar. Öldükten sonra beni İstanbul’a defnedin, kıyamete kadar Fatih Sultan Mehmed’in manevi ruhaniyeti altında bulunmak istiyorum” şeklindeki vasiyetine uyularak Adnan Menderes’in de bulunduğu yere defnedilir. Kabri, halen çok sayıda vatandaş tarafından ziyaret edilmektedir.

 Turgut Özal, Türkiye’nin kaderini değiştiren, “Çağ Atlayan Türkiye” düşünü zihinlerimize inançla ve yeniden yerleştiren Devlet Adamı… Devletini ile Milletini kucaklamayı başaran bir siyasetçi... Asık suratlı ve mesafeli değil, her zaman sokakta, halkın içinde ve güler yüzlü bir lider.

Türkiye'de enerji, telekomünikasyon, ekonomi politikaları, dış ticaret gibi çeşitli alanlarda önemli gelişme ve ilerlemelerin önünü açmıştır. Ancak, Anayasa reformu, başkanlık sistemi reformu, özelleştirme reformu, eğitim reformu, sağlık reformu, sosyal güvenlik reformu gibi birçok planını da ömrü vefa etmediği için hayata geçirememiştir. Turgut Özal, belki de yukarıda sayılanların hepsinden daha önemli ve daha zor bir şeyi gerçekleştirmiş, Türkiye’de "zihniyet değişim”ine öncülük etmiş ve bunu başarmıştır. Onun döneminde, Türkiye, değişen dünyanın yeni gerçeklerini öğrenme ve ufkunu genişletme fırsatını yakalamıştır. Turgut Özal dönemi, Türkiye’nin birçok alanda dönüşümü tanıdığı yıllar olmuştur.

 Dönüşüm, Özal ile toplumsallaşmış, yaygınlaşmış ve derinleşmiştir. Yaşamı etkileyen bir işlevsellik kazanmıştır.

Turgut Özal, hayatı boyunca, aktif siyasetle uğraştığı yıllarda ve nihayetinde en üst noktalarda üstlendiği görevlerde de savunduğu düşünceler, ülküler uğrunda çalıştı. Sağlığında sevenleri kadar eleştirenleri de çok oldu. Bugün, birçok kişinin teslim ettiği gibi Turgut Özal’ın anlaşılması zor oldu, zaman aldı

 

Turgut Özal, berrak ve çok kapsamlı düşünürdü. Kendini en iyi şekilde geliştirmiş bir düşünce adamıydı. Karşılaştığı sorunları köklü ve makro yaklaşımlarla değerlendirir, kalıcı ve sağlıklı çözümler üretirdi.

Tonton görünüşünden asla beklenmeyen cesur ve kararlı bir kişiliği vardı.

Üzerine aldığı görevlerde ciddi bir sorumluluk zihniyeti ile hareket eder, neticeyi alıncaya kadar konuyu takip eder, işi bitirirdi. Yüklendiği görevlerde misafir veya kiracı değil, ev sahibi sorumluluğu ile hareket ederdi.
İmkânlar arasında gerçekleştirilebilecek en iyi alternatifi seçmeye özen gösterirdi. Uygulamada karşılaşılabilecek sorunları inceler ve çözümlerini önceden geliştirirdi. Çok iyi bir hazırlık yapmadan ortaya çıkmazdı. Uygulamanın başarısını güvenceye almadan eyleme geçmezdi. Eyleme geçince de hızlı ve kararlı bir icra sergilerdi. Bütün bunları yaptıktan sonra da neticeye tevekkül ne olursa olsun, kendi kaderini tayin etme konusunda milletimizi daha güçlü kılacağını savundu.

 Türk toplumunun yetiştirdiği, uluslararası bir lider, bir dünya siyasetçisidir.
Cumhurbaşkanlığı görevine geldiğinde, TBMM’de yaptığı teşekkür konuşmasında; “21. Yüzyıla doğru giderken, üç büyük, üç temel hürriyeti geliştirmenin, sımsıkı korumanın uygar dünyanın önde gelen devletlerinden biri olmamızın vazgeçilmez şartı olduğunu görmeliyiz.” diyen Turgut Özal, bunları düşünce hürriyeti, evrensel anlamda din ve vicdan hürriyeti ve teşebbüs hürriyeti olarak sıralamıştı. Bu hürriyetlerin Türk Milletinin yaşam kalitesini yükselteceğini; dünyanın değişen şartları ne olursa olsun, kendi kaderini tayin etme konusunda milletimizi daha güçlü kılacağını savundu. Özal, her alanda liberal bir anlayışa sahipti. İnançlara saygılı, bireyi esas alan devlet anlayışını, hoşgörü, dayanışma gibi temel değerleri her şeyin üstünde tutardı. Uluslararası bir lider olarak, dış politikada da bu öncelikler üzerinden ülkesi için çalıştı. Dolayısıyla, Özal’ın iç ve dış politikadaki icraatları birbiriyle tutarlıydı.

Halkın içinden, sivil, dindar, demokrat Cumhurbaşkanıdır.
Cenaze töreninde mahşeri kalabalığın elinde tuttuğu üç pankart; “Sivil, demokrat, dindar cumhurbaşkanı” hem Turgut Özal'ın siyasi kişiliğini hem de Türk toplumunun bir Cumhurbaşkanında görmek istediği özellikleri yansıtıyordu

Turgut Özal, İslâm kimliğiyle evrensel değerleri uzlaştıran bir liderdi. Türk milletine, "iman, özgürlük ve bilimin ışığında kendi kapasitesini keşfetme imkânını" sağladı.

Siyasi hayatı boyunca dinle barışıktı. Toplumun manevi değerlerine kayıtsız kalmadı, istismara yönelmedi, inandığı için yakın durdu. Partisinin kongresinde kurşunların hedefi olduğu zaman elinden kanlar akarken kürsüye çıktı ve ağzından hafızalara kazınan şu cümle döküldü: 'Allah'ın verdiği canı O'nun izni olmadan kimse alamaz.'

 

 

Kendisiyle ve değerleriyle barışık bir siyasetçidir.
Siyasette reformcu kişiliğiyle öne çıktı. Göstermelik değil, Türkiye'yi dönüştüren yapısal reformlara imza attı. Yerleşik kuralları altüst etti. Deniz kıyafetleriyle kışlaya girdi, şortla askerleri selamladı. Evren'in ardından Çankaya'ya çıkarak siyasetin önünü açtı. Cumhurbaşkanı olunca topluma kapalı Çankaya'nın kapılarını ardına kadar açtı, devletin soğuk yüzünü tonton görünümü ve sempatik hareketleriyle sevimli hale dönüştürmeyi başardı.

 Korkusuz bir girişimci, reformcu bir liderdir.
Türkiye'yi içine kapalı olmaktan çıkardı, ülkenin ufkunu açtı. Bu dönemde sağdan soldan gelen ağır eleştirilerin hedefi oldu. Kimi hamleleri büyük dirençle karşılandı. Türkiye'nin yönünü Avrupa'ya çevirdi, bugün AB'yi savunan çevreler tarafından itikadına varana değin ağır ithamlara maruz kaldı. Onun gözünü ne ithamlar ne de suçlamalar korkuttu. Çünkü “Benim iki gömleğim var; biri bayramlık, diğeri idamlık” diyerek yola çıkan seçkin bir siyaset ve devlet adamıydı. Onun hayal gördüğünü iddia edenler, dudak bükenler icraatları gördükçe, sonuçlar alınmaya başlayınca, yanıldıklarını kabul etmek durumunda kaldılar ve bu büyük hedeflere yöneldiler. O, ekonomide, felsefede, siyasette, dış politikada zihniyetleri değiştirmiştir.
Ülkemize “Çağ Atlayan Türkiye” düşünü en iyi şekilde gerçekleştirebilmek için, her türlü yeniliğe açık bir siyasi politika izlemiş, bir fırtına hızı ile zirveye tırmanmış, yine fırtına gibi ülkenin kaderini değiştiren kararlara hiç çekinmeden imza atmıştır.

Bir yandan özel sektörde yakın bağlar kurmuş ve özel sektör mantığını benimsemiştir, diğer taraftan ise bürokrasideki geçmişi nedeniyle devlet mekanizmasını yakından tanımaktadır. Ekonominin bu iki farklı boyutuna ek olarak uluslararası finans merkezleri ve kurumlarıyla olan ilişkileri de son derece gelişmiştir.

Anadolu coğrafyasının çok renkli insanlarından biridir.
Olağanüstü bir zekâya ve tükenmek bilmeyen bir çalışma azmine sahipti. Günlük yaşamdaki bütün davranışlarını renklendiren ve gönüllerde sevgi ve saygı uyandıran engin bir imanı vardı. Davranışlarında doğal ve ender bulunan bir tevazu ve hoşgörüye sahipti. Bir çocuk kadar tertemiz ruha, neşeli ve şakacı bir tabiata sahipti. Çocukların ve gençlerin tonton amcası, sanatçıların ve sporcuların babası, milletin cesur lideridir.

Kronolojik sırasına gore Özal’ın kariyer basmakları 

 Geleceğin Cumhur Başkanı Demirel ile tanışacağı Elektirik Mühendisliği bölümü bölümüne girdi.

1967: Devlet planlama teşkilatında genel sekreterlik mevkisine geldi

1971: Dünya Bankasında ekonomist olarak göreve başladı

1979: Demirel hükümetinin genel danışmanı oldu

1980: Askeriye 12 Eylül darbesi ile Demirel hükümetini devirdi. Özal Başbakan yardımcısı olarak göreve başladı.

1982: Ozal Başbakan yardımcılığı görevinden istifa etti.

1983: Özal kendi partisi olan Anavatan Partisini kurdu ve ilk seçimleri kazanarak Başbakan oldu.

1987: Özal’ın partisi Anavatan seçimlerde ikinci kez büyük çoğunluğu toplayarak birinci oldu.

1989: Ozal parlamento çoğunluğuyla Başbakan oldu.

Özal Liderliği

Düşünce

    Cesaret
    Vizyon
    İnanç
    Azim
    Zeka

Destekler

Röportajlar

Medya Galeri

Yorum Sayfası

                           doors2007