Başarılar
Bankacılık sistemini değiştirir, mali piyasaları canlandırır.
İmar
affını çıkarır, kambiyo suçlarını affeder.
Klasik
devlet anlayışını terk eder, merkezi otoriteyi bölgesel
alanlara götürür, yerel yönetimlerin gelir ve imkânlarını
artırır.
Tabuları yıkar.
Türkiye'nin Batı ile entegrasyonunu sağlar.
Türk
Ceza Kanunu'ndaki 141-142 ve 163. maddeleri ' kaldırarak,
demokratikleşmede o güne kadar kimsenin cesaret edemediği
önemli adımlar atar.
İç
pazarlara alışmış olan özel sektörü dış pazarlara açar.
Kendi yaptığı gibi sanayicilerin, işadamlarının,
bürokratların neler olup bittiğini görmeleri, dünyada boy
göstermeleri için, onların önüne düşüp dünyayı karış karış
dolaşır.
Çevreciliğe kadar uzanan yepyeni kavranılan gündeme getirir.
Slogancı zihniyetin yerine sağlam bir ekonomik zihniyeti
oturtur.
Türkiye'nin büyük bir hızla çehre ve kabuk değiştirmesini
sağlar.
Akıl
almaz işler yapar. Dünya kavramlarını Türk toplumuna getirir
ve bunları kabul ettirir.
Türk
insanına özgüven kazandırmak isteyen, istediğini almasını
bilen yepyeni bir insan tipi çıkarır ortaya.
Bazı
sanayicilerin "dayanamayız, batarız" itirazlarına rağmen,
tam üyelik için Avrupa Topluluğu'na başvurur.
Gelişmiş ülkeler düzeyinde telefon sistemi, havaalanları ve
bütün yurdu saran otoyollar yapılmasını gerçekleştirir.
Bilgisayarı günlük hayatımıza sokar.
Büyümeye adanmış Türkiye'nin, bu cennet ülkemizin önünde
gelişme yolları, kalkınma yolları açılmıştır.
Eskiye
kıyasla bugün Türkiye'nin çehresi aynı mı ?
Cebinizde üç kuruş döviz var diye, polis yakanıza yapışıyor
mu?
İstediğiniz bankada istediğiniz kadar döviz hesabı
açtırabiliyor musunuz?
Yokluk,
darlık, kıtlık, kuyruk var mı?
Türkiye'de karaborsa, kaçakçılık var mı?
Bugün
Türkiye'de döviz sıkıntısı manzarası görünüyor mu?
Biz bu
noktalara polisiye tedbirlerle gelmedik.
Çünkü
ekonomiyi polisle, polisiye tedbirlerle idare edemezsiniz.
Biz,
çağımıza uygun, bütün batı ülkelerine bugünkü refah
seviyesine ulaştırmış olan ekonomik yolu seçtik.
Ekonominin meselelerini gene ekonominin akılcı, gerçekçi yol
ve yöntemleriyle çözmeyi başardık.
Memleket ekonomisini duraklamaya, atalete ve açıkça ifade
edeyim, biraz da işin kolayına kaçmaya teşvik eden ağır
korumacılık duvarları kaldırılmıştır.
Bizim
yaptığımız, serbest piyasa nizamını ülkemizde tesis ederek
vatandaşı teşvik etmek, vatandaşta çalışma şevkini
canlandırmak olmuştur.
Bir
ihracat patlaması yapmışız. Bunu başaran kimdir? Bunu
başaran vatandaştır.
Devlet
ve hükümet, sadece vatandaşın önündeki kilidi açması gereken
anahtardır.
Biz
meseleye böyle bakıyoruz.
Çünkü
en nihayet sevgili vatandaşlarım, her zaman söylediğim gibi,
devlet millet için vardır.
Devlet,
altyapı yatırımlarını yapacak, ekonomiye yön verecek
gerisini kendi insanının gücüne, kabiliyetine ve
çalışkanlığına bırakacaktır.
Millete
inanan icraat, ancak böyle olur, ancak böyle düşünülür.
Bugün
eriştiğimiz başarı çizgisi, aştığımız güçlükler size olan
inancımızdandır.
Millete
inanan bir icraat hiçbir vatandaşını devlet kapısında
peşinen kötü niyetli kişi yerine koymaz.
İktidara geldiğimizde, yaptığımız ilk iş, pek çok bürokratik
işlemde vatandaş beyanını esas almak olmuştur.
Ehliyet,
pasaport ve benzeri gündelik hayatımızın içindeki pek çok
işlem son derece basitleştirilmiş, işler hızlandırılmıştır.
İki
yıllık icraatımız içinde her biri Türkiye'miz için yepyeni
olan, reform mahiyetinde kanunlar çıkarılmıştır.
Faturalı yaşam dediğimiz, vergi iadesi kanunu Memur ya da
ücretli çalışan her vatandaş ve onların emekli, dul ve
yetimleri bu vergi iadesinden yararlanmaktadır.
Önümüzdeki sene, diğer vatandaşlarımız da, çiftçilerimiz de,
esnafımız da bundan yararlanacaktır.
Bu
suretle, ayrıca devlet daha çok ve daha istikrarlı biçimde
vergi toplamaktadır.
Bir
diğer icraatımız, Toplu Konut ve Kamu İdaresi Fonu'nu kurmak
olmuştur. Evvelden kaçakçının cebine giren para şimdi
ithalat yoluyla bu fona aktarılmaktadır.
Hem
fona kaynak, hem de vatandaşa sağlam bir gelir kazandırmak
için köprü, baraj gelir ortaklığı senetleri sunulmuştur.
Türkiye'mizin, daha doğrusu büyük şehirlerimizin en önemli
sorunlarından biri olan konut sorunu, hal yoluna sokulmuştur.
İnşaat
sektörü çok yönlü olarak desteklenmeye devam edecektir.
Konut
meselesi ile ilgili olarak, İmar Affı Kanunu çıkarılmış,
ruhsatsız yapıda, gecekonduda yaşayan milyonlarca
vatandaşımızın ıstırabına son verilmiştir.
Katma
Değer Vergisi Kanunu ihdas edilmiştir.
Çünkü
bu memleketin ihtiyacı olan baraj, yol, hastane gibi
devletin yapması gereken işler için para nereden
bulunacaktır?
Satın
alma gücü olan vatandaş da, satın alma anında devletini
destekleyecektir.
Alınan
her vergi biliniz ki sevgili vatandaşlarım, elektrik olarak,
su olarak, yol, köprü, okul, hastane ve benzeri nice devlet
hizmeti olarak size geri dönecektir.
Çıkardığımız kanunları burada tek tek saymaya kalkarsam bu
programın süresine sığmaz.
Fakat
icraat felsefemize, millete hizmet azmimize bir örnek olarak
şunu vereyim:
Elli
beş yıldır kimsenin el süremediği Türk Parasını Koruma
Mevzuatı, 2000 sayfadan 30 sayfaya indirilmiş, iş icat etmek
değil, iş bitirilmiştir.
Bu iki
yıl içinde Türkiye'nin çehresi sadece içte değişmemiştir.
Türkiye'nin çehresi dışarıda da değişmiştir.
İtibarımız artmıştır ve artmaya devam edecektir.
Ekonomisi güçlü bir Türkiye, ekonomisi güçlendiği sürece hem
siyasi, hem iktisadi dış itibar bakımından da güçlenecektir.
Bugün
dünya, ekonomi konuşuyor. Bugün dünya lâf değil, iş üretiyor.
Bizim de seçtiğimiz yol, yöntem budur.
Özal,
büyük hedefleri olan insandır. Öyle hedefler gösterir ki,
herkes önce şaşırır, sonra yavaş yavaş alışmaya başlar. Bir
zaman sonra da, onun gösterdiği hedefler, toplumun ortak
idealleri haline gelir.
Toplumdaki "az gelişmiş ülke insanı olma" kompleksini silip
attığı gibi, Türkiye'nin büyük ve güçlü bir ülke olduğu
inancını kafalara yerleştirir. Yaptıklarıyla,
söyledikleriyle ve gösterdiği hedeflerle herkesi inandırır
buna...
Onun
yaptığı reformlar veya gerçekleştirdiği inkılâp, tabii ki
sadece "ekonomi" ile sınırlı değildir.
Daha
önce de söylediğimiz gibi, Özal'a göre demokrasinin temel
taşı, serbest piyasa ekonomisiydi. Ekonomide yasakların
kalkmasıyla başlayacak liberalleşme, kaçınılmaz olarak
sosyal ve siyasal alanlara da yansıyacaktı.
Bir
yandan demokratikleşme derken, öbür yandan yetmiş yıllık
Türk Parası Kıymetini Koruma Kanunu'na dokunmayarak, cebinde
döviz bulunduranı hapse atmak, vatandaşın ürettiği ve
sattığı malın fiyatına müdahale etmek, büyük çelişkiydi.
Cebinde döviz bulunduranı hapse atan devletin demokrat
olmasına elbette imkân yoktu.
Özal,
ekonomide başlattığı liberalleşmeyi ki, bu aynı zamanda
demokratikleşme idi bazen zorlayarak, bazen da doğal
gelişimine bırakarak, sosyal ve siyasal alanlara da
ustalıkla yansıttı
Mesela
Türk Ceza Kanunu'ndaki 141 ve 142. maddelerin kaldırılması
halinde komünizmin, 163. maddenin kaldırılması halinde
şeriatın geleceğinden korkanların aksine, o, "Bir grup var,
irtica denince tüyleri diken diken oluyor. Bir başka grup
var, komünizm deyince tüyleri diken diken oluyor. Bunların
zamanla yumuşaması lâzım" diyordu. Özal, "Aman ne
yapıyorsunuz?" feryatlarına aldırmadan, TCK’deki 141-142 ve
163. maddeleri kaldırarak, bu maddelerin kaldırılmasıyla
Türkiye'ye komünizmin de, şeriatın da gelemeyeceğini
kanıtladı.
Demokratikleşme yolunda attığı önemli adımlardan biri de,
merkezden bağımsız yerel örgütlenmeleri ön plana çıkarması
ve güçlendirmesi oldu. "Biz demokratik sistemin temelini
mahalli idarelerde görüyoruz" derken, bunu hayata geçirmeyi
de başardı ve belediyelere daha çok söz hakkı, daha çok
özerklik ve daha çok gelir imkânları sağladı.
Avrupa
İnsan Hakları Komisyonu’na ferdi başvuru hakkı onun
zamanında tanındı.
Dağılan
Rusya'nın da içinde yer aldığı Karadeniz Ekonomik işbirliği
(KEİB) projesinin temellerini o attı.
Türkiye'nin pasif, riske girmekten korkan, yaratıcı olmayan,
içe dönük ve kompleksli dış politika geleneğini değiştirerek,
aktif, cesur ve dinamik dış politikayı o başlattı.
"Çağ
atlamak", "Bürokrasiyi önlemek", "İş bitirmek", "Milletin
zenginliği sonucu devletin zenginliği" gibi kavranılan
gündeme o getirdi. Özal, ileri ve modern bir Türkiye hayal
ediyordu. "Bu hayali altı yıl içinde büyük çapta
gerçekleştirmeye gayret ettik" diyordu. Çok büyük
değişiklikler yapmışlardı. Ama yeterli değildi.
ÖZAL
YURT İÇİ VE YURT DIŞINDAKİ İNSANLARIN DURUMUNU
DÜZELTEBİLECEĞİ YENİ KULLANIŞLI VE ÜRETİCİ BİR SİSTEM İÇİN
SAVAŞTI